Tonya

Kızılağaç yapraklarına çöken sisin,
Ağaçları, çayırları, çuvalları , çocukları , her şeyi sırtında taşıyabilen kadınların,
Yüreğinin ılıklığı hep kendine saklı, gülümsemeleri de gözyaşları da hep gizli adamların,
Al yanaklı,mor yazmalı, gözleri ışık ışık kızların,
Şiirlerini hep gecelere okuyan çelik bakışlı delikanlıların,
Durmayan yağmurların, durmayan ağıtların, durmayan şarkıların diyarıdır Tonya..
Doğduğum,büyüdüğüm,yandığım ve belki de söneceğim dünyanın bir yeridir...

Tonya'da mısır tarlaları ve capcanlı yeşillik..
Evimizin manzarası
Yaylamızdan Tonya merkeze kuşbakışı
Tonya'nın kabusu geliyor, Vakfıkebir'den yine sis yükseliyor :)
Çok yükseklerden bulutların üzeri..
Çok yükseklerden bulutların üzeri..
Yayladaki obamıza sis çöküyor...
Sis sessizce her şeyin üzerini kaplıyor ve kolay kolay gitmiyor..

İstanbul'da huzur bulmak: Hidiv Kasrı

İstanbul'un gürültüsünden kaçıp kafa dinlemek için ideal yerlerden birisi kesinlikle Hidiv Kasrı'dır.
Kanlıca'dan yürüyerek 15-20 dk vasıta ile 5 dk da ulaşabileceğiniz Hidiv Kasrı Osmanlı zamanında Mısır Valilerinin konakladığı mekan imiş. Şimdi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin işletmesinde olan mekan, lale zamanı bib ir çeşit lale ile süsleniyor. 
Hidiv Kasrı, etrafında yürüyüş yapabileceğiniz, bisiklet sürebileceğiniz kuş sesleriyle huzur veren güzel bir ormana sahip.
Not:İDO'nun şehiriçi deniz otobüsü seferleriyle Avrupa Yakası sahil iskelelerinden Kanlıca veya civarına ulaşılabilir!


Hidiv Kasrı; lale zamanı (mart ve nisan aylarında)binbir çeşit lale ile süsleniyor. Rengarenk laleler arasında dolaşaşırken güzel fotoğraflar çekebilir ,lale satış reyonundan dilerseniz lale satın alabilirsiniz:)
Hidiv Kasrı'nda Lale Zamanı
Hidiv Kasrı'nda Lale Zamanı
Hidiv Kasrı'nda Lale Zamanı
Hidiv Kasrı'nın restoran kısmında ister kapalı ister açık mekanda yemek yiyebilirsiniz. Bahçede bu eşsiz manzarayı izlerken yiyip içebileceğiniz mekanlar da mevcuttur. Kasrın bir yüzündeki İstanbul'un 
en büyük gül bahçelerinden olan dış mekanı ve tarihi iç mekanında ayrıca düğün gibi organizasyonlar da düzenlenmektedir.
Hidiv Kasrı Restoran 
 Hidiv Kasrı'nın arkasındaki korulukta yürüyüş yapabilir, belediye tarafından yerleştirilen spor aletlerinde de spor yaparak sağlıklı ve huzurlu bir gün geçirebilirsiniz :)
Koruluk ve yürüyüş parkuru
 Kanlıca'dan Hidiv Kasrı'na ulaşmak için biraz dik bir yokuşu yürümeniz gerekiyor!
Kanlıca-Hidiv Kasrı arasındaki yol.

Boztepe'de çay içip Ankara'da simit yemek :)

Trabzon'a gidildi mi, yapılacak birkaç önemli şey arasında elbette Boztepe'de çay içmek yer alır. Şehir gezildikten sonra meydanın az yukarısından kalkan Boztepe dolmuşları ile mekana ulaşabilirsiniz. Boztepe'de kocaman bir semaverde sunulan çayı yudumlarken Trabzon'u tepeden kuşbakışı seyredebilirsiniz..


Gurbetteyken en çok özlediğim şeylerden birisi Ankara Simidi'dir. Ankara'ya her gittiğimde bol bol simit yerim ama yine de doyamam. Kilo problemim olmasın diye dikkat etmesem bir oturuşta 10 simit yiyecek kadar çok severim Ankara Simidi'ni :) Şimdi yine gurbetteyim ve geleli az zaman olsa dahi özlemeye başladımmm:))

Bizim Eller..

Bu yaz tatilimin büyük bir bölümünü Trabzon'da geçirdim. Türkiye'nin her tarafı ayrı güzel, ama bizim eller bir başka güzel.
Yalan mı, bakın işte :)

Evimizin önündeki güzel çam ağacıyla makro çekim denemesi yaptık, kendilerine konu mankenliğinden ötürü teşekkür ederim..
Çam ağacımız..

Babam geçen yıllarda bahçeye bir ahududu fidanı dikmişti, fidan büyüdü ve meyve vermeye başladı. Biz de o meyveleri afiyetle yiyoruz. Toprak verdiğinizin karşılığını her zaman fazla fazla geri ödüyor.

Babamın diktiği ahududu ağacı..
Ahududularımız..
Annem evimizin etrafına rengarenk çiçekler diker, ben de onları her fırsatta fotoğraflarım :)

Annemin turuncu çiçeği...
Annemin küpe çiçeği...
Sardunyaları çok severim..
İsmine püskül çiçeği diyoruz biz :)
Kadifemsi güzel çiçek..
Pembiş sardunya..

Tiran'da..

Tiran'ın şehir merkezinde gezilebilecek yerler oldukça az. Şehir planlama anlamında Türkiye'nin oldukça gerisinde bir memleket. Var olan yeşil alanlar temiz tutulmuyor, yeni yaşam alanları, parklar, bahçeler vs yapmak yerine ucube gibi, asla başladığı şekilde bitmeyen binalar dikiliyor! Bunun yanında şehir merkezi dışında kırsal alanda güzel yerler yok değil, keşfedebildiğimiz görülmeye değer mekanların fotoğraflarını paylaşacağım burada! Belli mi olur, belki bir gün yolunuz düşer, yabancılık çekmeyesiniz diye:)
Tiran merkezine 15-20 dk mesafede içinde yürüyüş parkurlarının olduğu yapay bir göl var. Günün hangi saatinde giderseniz gidin Tiran halkının çoğunun o anda orada olduğunu düşünürsünüz, parkurlar her daim yürüyen, koşan insanlarla doludur. Sözün özü; Tiran milleti çok sporsever insanlardır :)
Parkurdan bir iki resim ekleyeyim de fikriniz olsun..

Göl kenarındaki yürüyüş parkuru..
Parkur içindeki orman..
Tiran'da Dajti denilen teleferikle şehri tepeden görebilecek bir noktaya çıkabilir, çıktığınız noktada üst kısmı 360 derece dönebilen bir cafede makiato içebilir ve güeşin batışının oluşturduğu güzel manzarayı izleyebilirsiniz. Benim gibi yükseklik korkunuz var ise, zirveye çıkarken ve oradan inerken kalbiniz hızla çarpabilir, ama sorunsuz güvenli bir yolculuktan sonra tekrar çıkmayı bile isteyebilirsiniz.

Dajti Teleferiku
Dajti Teleferiku
Yürüyebileceğimiz ender yollardan birisi..
Veee Tiran'da akşam vakitleri..
Veee Tiran'da akşam vakitleri..

Arnavutluk / Tiran

Eşimin işi nedeniyle iki senedir yılın büyük bir bölümünü Tiran'da geçiriyoruz. Biraz zor ısındığım, ortak kültür aradığım ama çok da bir ortaklık bulamadığım bu ülke ile ilgili
anlatacak çok şeyim var.
Önce gezilecek, görülecek yerlerini fotoğrafları ile paylaşayım, ülke ile olan sorunlarıma sonra geliriz :)
Tiran'da şehir merkezinin biraz dışında Preza Kalesi varmış. Gittik gördük, gayet yeşillik bir yermiş, manzarası da güzelmiş. 
Preza Kalesi ve ismini hatırlamadığım camii..

Preza Kalesi'nin girişi

Preza Kalesi'nden görünen..



Ankara Ankara güzel Ankara..:)

Ankara; çocukluk hayallerimin başşehri,
Ankara; uzun uzak yolculuklarımın mecburi durağı,
Ankara; İstanbul ile kıyaslanmayacak kadar değerliydi bir zamanlar..
Neden sonra değişti her şey! Ankara; soğuk ve oldukça soluk gelmeye başladı.
Bilmiyorum..Ama Ankara'yla aramdaki muhabbeti özlüyorum..
Üniversite yıllarımda Konya'dan Trabzon'a tatil için giderken, otobüsüm AŞTİ'de durduğu zaman, valizimi alıp Ankara'ya karışmak isterdim. Ankara'da inen yolcuları kıskanır, gittiğim yerin Ankara olduğunu hayal ederdim. Lakin otobüsüm Samsun yoluna doğru yönelince, Ankara'ya veda şiirleri geçirirdim içimden, sonra Elmadağ ve geriden gözyaşı döken yarim olurdu Ankara...
2004' te İstanbul'a geldiğimde; "İstanbul arkamdan bakar, gönlüm Ankara'ya kayar" gibi fazlaca mütevazı (!) bir cümle ile başlayan bir şiir yazdığımı hatırlıyorum. Ne kadar önemliymişim kendimce, baksanıza İstanbul bile arkamdan bakakalıyor :)
Aradan onca zaman geçti, Ankara'nın bendeki büyüsü bozuldu.
Şimdilerde Ankara; yılda bir eşimin ailesini ziyarete gittiğimiz bir iç anadolu şehri, başkaca bir şey de çağrıştırmıyor nedense...Ama Yılmaz Erdoğan ne zaman "Ankara" şiirini okusa, yine o eski Ankara muhabbetini özlüyor ve şiiri ben yazmışım, bir zamanlar Ankara'da yaşamışım gibi hüzünleniyorum..Deli miyim neyim!
Ankara anılarıma son verip asıl konuya döneyim yoksa söz uzadıkça uzayacak :)
Ankara'ya son gidişimizde Altındağ Belediyesi' nin restore ettirdiği Hamamönü'ne de gittik. Evler ve sokaklar tarihe uygun şekilde yenilenmiş, çer çöp temizlenmiş, çok da güzel olmuş. Sizinle paylaşmak istedim.

Ankara / Hamamönü

Ankara / Hamamönü

Ankara / Hamamönü

 Orada Mehmet Akif Ersoy'un müzeye dönüştürülen evini de gezme fırsatı yakaladık.

Mehmet Akif Ersoy'un müzeye dönüştürülen evi

Mehmet Akif Ersoy'un kartviziti

Mehmet Akif Ersoy'un müzeye dönüştürülen evi
Bütüüüüün bu Ankara muhabbetinden sonra size tavsiyem; Ankara'ya yolunuz düşerse Hamamönü' ne uğrayınız, sokaklarında geziniz, saat kulesinin önünde fotoğraf çektiriniz ve son olarak da Mehmet Akif'in evine uğramadan dönmeyiniz :)