Stop Watching Start Living!

Yeni taşındığımız evde televizyonu ‘acil alınacak eşyalar’ listesine eklemememiz, bir süre sonra, televizyonun ne kadar da gereksiz bir eşya olduğunu anlamamızı sağladı!
Merhaba özgür dünya :)

Evde televizyon varken, insan ister istemez “acaba içinde ne var” merakıyla açma düğmesine basıyor ve bu andan itibaren gereksiz onlarca detay beyninize hücum ediyor!
Oysa televizyonda ne olabilir ki!
Yıllardır değişmeyen bol şiddetle, bol cinsellikle süslenmiş, geleneksel ve ahlaki değerlerimizi alt üst eden diziler; vıcık vıcık magazin programları; sağlıklı bir sonuca ulaşması imkansız birkaç adamın hır gür kavga ettiği tartışma programları ve reklamlar, reklamlar, reklamlar.......

Siz daha çok izleyin diye!
Daha çok izleyin ve kendinizden, ailenizden uzaklaşın!
Yalnızlaşın!
Daha çok kavga edin mesela!
Bol acılı programları, dramatik dizileri izleyin; bunalıma girin!
Bunun sonucunda ya gidip kafa dağıtmak için alışveriş yapın ya da depresyon ilacına başlayın!
Sonuçta bir şeyler satın alın!
Tüketin ve televizyonun varoluş amacına hizmet edin!

Reklam izleyin ve o ürünün aynısından alın!
Bilmem hangi dizi oyuncusunun küpesi, diğerinin elbisesi, o reklamda gördüğün ayakkabı, onun taktığı kolye!
Ona benze!
Onun gibi olmak istiyorsan; SATIN AL!
Satın al ve asla doyma..
Mutluluğu başkalarının hayatını izleyerek, başkalarına benzemeye çalışarak bulabilirsin!
Kendini UNUT!
Bizimle KAL!
Televizyona BAĞLAN!
Düşünme, İZLE!
Araştırma İZLE!
Hiçbir şey yapma, sadece İZLE!
İZ-LE-Yİ-Cİ OL!


Kabus gibi değil miJ
Televizyon evimizdeki zehirli sarmaşık gibi. Faydalı bir program açsanız dahi, arada size empoze edilmek istenen tüketim kültürünün reklam ürünleri!
Kontrol etmek imkansız!

Hele çocuklar için televizyon tam bir mikrop yuvası.
Düşünsenize 3 yaşındaki bir çocuk oyuncakçıya girdiğinde neden silah satın almak ister? Buna onu kim teşvik edebilir ya da ne? Silahı nerede görebilir?
-Tabii ki televizyonda!

Çocuklarımızı uslu durduğu için televizyon başına oturtup çizgi film açıyoruz! Fakat bize masum görünen çizgifilmlerle onlara verilmek istenen mesajı görebiliyor muyuz?
Çocuklarımızın izlediklerinden nasıl bir çıkarımda bulunduğunu tespit edebiliyor muyuz?
Veya program aralarındaki reklamlara engel olabiliyor muyuz?  
Hayır!
İşte bunu da kontrol etmek imkansız!
Siz siz olun çocuklarınızı televizyon başında yalnız bırakmayın, çocuklarınızı televizyonun yapay hayatlarıyla zehirlemeyin!
Hatta sizde zehirlenmeyin!
En kısa sürede evinizdeki mikrop yuvasından kurtulun! İstemediğiniz hiçbir şey izlemek zorunda kalmayın.
Özgür olun!

Ruh Halime Melankolik Şarkılar

Uzun zamandır dinlemediğim ama kalbimin köşesinde en özel yerini koruyan rahmetli Kazım Koyuncu'nun Ou Nana'sı da ruh halime hediyemdir :)


Evet; her şeye rağmen bu yeryüzünde şarkılar hem de çok güzel şarkılar söyledin...Teşekkürler Kazım...
Ölüm acı, zamansız, hele de söyleyebileceğin o kadar çok şey varken...

...................................................................................................................................................................

Apolas Lermi & Resul Dindar (GELİN)



Resul Dindar'ı da Apolas Lermi'yi de severek dinliyordum, ikisi bir arada harika olmuş.
Şarkı, doğduğum ve büyüdüğüm yer olan Trabzon'un Tonya ilçesine ait, bilmem kaç yüz kilometre öteden kokusunu aldım memleketin, sağolun uşaklar :))))



Bir Kızıl Goncaya...

Bugün ki psikolojik halim sadece müzik dinlemeye ve başka hiçbir şey yapmamaya meyilli :) Ben de psikolojik durumuma saygı duyuyorum..
Güzel ağırrrr şarkılar dinletiyorum kendilerine :)



Erkek Annelerine İğneleyici Tavsiyeler :)

Sevgili anneler;
Lütfen beni sinirlendirmeyin :)
Lütfen çocuklarınızın kölesi olmaktan vazgeçin! Onlar dünyaya gelince bütün hayatınızın odak noktasına onları koymanıza bir şey demiyoruz efenim, ama birazcık başka şeylere de önem verin, kendinizi bu kadar "bir kenara atmayın"..
Hele erkek anneleri; size de iki çift lafım var :) Lütfen ama lütfen ilerde oğlunuzun bir yuva kuracağını, bir eşi olacağını düşünün. Düşünün ve ona birazcık derli toplu olmayı öğretin yahuu.:))
Benim annem çok titiz kadındır, 3 kız kardeşim ve bana öğrettiği her şeyi, en küçük erkek kardeşimize de öğretti. Öyleki erkek kardeşimin üniversiteye başladığında telefonla arayarak,ev işleri ile ilgili anneme rapor verdiğini hatırlıyorum. Annem biraz aşırıya kaçmış olabilir sanırım! Eee ıspanakları dezenfekte etmek için, suyuna birkaç damla domestos döken kadından ne beklersiniz : ) Evet yanlış duymadınız annemdir ne yapsa yeridir, neyse bu konuya sonra tekrar değinirim.
İşte bu yüzden şuan evli olan erkek kardeşim kendisi gibi çalışan eşine ev işlerinde gayet yardımcıdır; evde düzenlidir, yürüdüğünde arkasında toz bırakmaz, kirli çoraplarını KİRLİ SEPETİNE atar, masa kurmaya ve toplamaya yardımcı olur, çöpü atar..vs vs..Doğada az bulunur erkek modeli yani.
Dolayısıyla ev işlerini birlikte yapan eşler hem birlikte daha çok vakit geçirmiş oluyor, hem de evin tüm yükü bir kişinin sırtına yıkılmıyor..

Ama Türkiye'de anneler genelde erkek çocuklarını "padişah" olarak gördükleri için, evde onlara sonsuz hizmet sunuyor!
Amann yorulmasın diye sürekli arkası toplanan, "erkek ev işi yapmaz" gibi saçma bir düşünce yapısıyla büyüyen erkek insanı, evlendiği zaman karısının kabus dolu günleri başlıyor!
Evlenmeden önce gayet kibar olan bu insan tipi, evlilik sonrası, genelde hiçbir döküntüsünü toplamayan, temiz tutulması gereken alanları ısrarla kirleten, aldığı hiçbir nesneyi yerine koymayan, yürüdüğünde etrafa toz, kıl saçan bir insan formuna dönüşüyor!
Ve işte ben burada bütün kusuru erkeklerde değil, onları yetiştiren annelerinde buluyorum! Arkadaş şu  çocuklarınızı bu kadar pohpohlamayın, yatağını kendisinin toplamasına izin verin, toplamazsa öğretin, öğrenmek istemezse cebir ve hile ile bunu yapmasını sağlayın :) Aynı şekilde masayı kurmakta size yardımcı olmasını isteyin, ara sıra olmadı bulaşık yıkatın öğrensin ne olacak ya :)
Velhasıl ne kendinizi bu kadar yorun, ne de ilerde eşini yormasına izin verin! Kaynanalık yapmayın şimdiden, öğretin dedim :):))